Yayında Olan Eserlerim

22 Kasım 2017 Çarşamba

Halk Ozanı Gürani Doğan

Her toplumsal kesim, toplumsal olaylardan etkilenir. Anadolu tarihinde Alevilik hemen her toplumsal değişimde gündemde olmuştur. 1990' la ulaşılırken Aleviliği bir yorgun­luk sardı. Altmışlı yıllarda Alevilik düzen arayışına girmiş­ti. Kökende bu arayış Aleviliğe yabancı bir durum değildi. Yaşam ötesine uzanmak isteyen din, genelde yaşamı da dü­zeltmek ister. Ne var ki, Aleviliğin kökenindeki bu arayış ge­leneklerin erimesine de neden oldu.
Doğan Kamışlı 1956 yılında Çorum'un Sungurlu ilçesine bağlı Kamışlı köyünde doğdu. Son geleneksel Alevi âşıkla­rındandır. Çocukluk yılları, dolu dolu cemler içinde geçti. Söyleşi meclislerinin sessiz dinleyicisi olarak büyüdü. Dayısı da cemlerde sazcılık yapardı. Ondan etkilenerek küçük yaşta saz çalmaya, deyiş söylemeye heveslendi. Âşık Yarenbülbül tapşırması ile demeler yazan Bektaş Yeğioğlu yakın köylüsü olurdu. Ondan Aleviliğin incelik­lerini öğ-rendi. Dedelerin dizlerinden ayrılmıyordu. Cemlerinin ter kokan, insan ko­kan sıcaklığı içinde yoğruldu. On iki hizmeti uygulamasını öğren­di. Şah İbrahim Veli ocağının sazcıları arasına katıldı. Ve gün geldi gözünü Almaya'da dünyaya açtı. Yazgı 1975' ten sonra ekmeğini Almanya'da kazanmasını istemişti. Dortmund'da çalışmaya başladı. Değişik inançta insanlar ta­nıdı. Dünya kırk kulplu bir kazandı. Her din bir kulpundan tutmuştu. İnanca göre bu kulplardan yalnız bi­risi altındı. Ama her toplum kendi tuttuğu kul­pun altın olduğuna inanıyordu. İşte böyle bir ortam içinde Doğan kendini gizem-ciliğe verdi. Şimdi arayış içinde. Altın kolu gizemcilikte bu­lacağına ina­nıyor. Demelerine derinlik kazan­dıracak bu arayışın gücü ola­cak.

              1
Ta evelden beri böyle gelmiştir
Ariflerin hâli hâldir bilene
Kimi inkâr etmiş, kimi bilmiştir
Âşıkların sözü baldır bilene

Cahillerin iftiralar attığı
Kâmillerin bize tarif ettiği
Yıllar yılı ceddimizin gittiği
En güzel, en iyi yoldur bilene

İncedir, tatlıdır bilip gidene
İnsanlıktan muhabbetler edene
Kurban olam bardağına bâdene
SAki usul usul doldur bilene

Tatlıdır muhabbet anlayanlara
Bilmeyenler sorsun ârifanlara
Canım kurban halden bilen canlara
Bu Gürani Doğan kuldur bilene

       2
En el hak diyerek çıkıp ortaya
Kendimi hak ile doyuramadım
Periyi meleği, cini şeytanı
Güneş ile yakıp kavuramadım

Araştırdım ben de gönülde yeri
İyi olmak için kural her biri
Bir yanda ateş var, bir yanda hurü
Gönülden onları sıyıramadım

Kulak verdim kalpten gelen bu sese
Değişti benliğim düştüm hevese
"Allah benim" diye bütün herkese
Bağıra bağıra duyuramadım

Şimdi düşmüşüm ki öyle bir aşka
Herkese duyursam bu aşkı keşke
Yobazın, softanın tanrısı başka
Allahımı ondan ayıramadım

Ey Gürani Doğan keserler seni
Yüzerler derini asarlar seni
Görüyorsun ama şimdi sen seni
Seni ele karşı kayıramadım

       3
Bu ne kuvvet, bu ne kudret, bu ne tad
Işığın aşk verir bana Hünkâr'ım
Aradan yüz yıllar geçmiştir fakat
Eskidikçe güç geliyor yola Hünkâr'ım

Bir ismine dağlar aşıp gelen var
Tarifin kulları dost eder bağlar
Aşkınla âşıklar söyleyip çağlar
Şah diyerek vurur tele Hünkâr'ım

İlimden gidenler başın kaldırır
İlkelerin nice ışık yandırır
Her güvercin seni bize andırır
Konar çiçek çiçek dala Hünkâr'ım

Asıldık, kesildik, bak gene varız
İnsanız, insana saygı duyarız
Zalime düşmanız, mazluma yarız
Bilmem hâllerimiz n'ola Hünkâr'ım

Yol sürene katılmayan gelmeyen
Kalb evinden karasını silmeyen
Seni tanımayan, seni bilmeyen
Alınır mı kara çula Hünkâr'ım

Ali sensin, senden hakka yol gider
Senin aşkın sarhoş eder, mest eder
Seni sevenlerde olmuyor keder
Can gelir aşkınla kula Hünkâr'ım

Bıraktığın miras herkese yarar
Sözlerini tutan görür mü zarar
Bu Gürani Doğan kendinde arar

Niye sorsun sağa sola Hünkâr'ım

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder